Sarımsak: ŞİFALI BİTKİLER

Sarımsak, sert kokusu ve aromasıyla tıpkı soğan, pırasa ve frenk soğanı gibi, Allium cinsinin bir üyesi olduğunu gösterir. Sebze, çeşni ve ilaç olarak değer gören sarımsak eski çağlardan bu yana Doğu ve Batı’da insan kültürünün bir parçası olmuştur.



 

Yetiştirilme tarihi 7000 yıl öncesine kadar giden bu bitkinin insana güç ve canlılık verdiği düşünülürdü. Mısır’ın muazzam piramitlerini inşa eden köle ordularına sarımsak ve soğan yedirilirdi. Yunanistan’daki olimpiyat atletleri yarışmalardan önce sarımsak yerlerdi, belki de tarihteki ilk performans arttırıcı madde sarımsaktı. Büyü ve tılsımlarda da kullanılan sarımsağın insanları her türden şeytana, cadılara ve en çok da vampirlere karşı koruduğuna inanılırdı. Tıbbi açıdan en çok enfeksiyonları iyileştirmek için kullanıldı.

Çin’de -M.Ö. 2000 ve daha eski tarihlerde- sarımsak sindirim ve solunum rahatsızlıkları, ishal ve bağırsak kurtları tedavisinde kullanılırdı. Hindistan’daki geleneksel Ayurveda tıbbında da kullanılırdı. Yunanlı hekim Büyük Plinius’un yazılarında geçen en az 23 ilaçta sarımsak kullanılır. Orta Çağ boyunca Avrupa’daki manastır bahçelerinde yetiştirildi ve sindirim, böbrek ve nefes bozuklukları için kullanıldı. Avrupalı kaşifler ve koloniciler sarımsağı Yeni Dünya’ya getirdiler ve 1800’lü yıllarda Amerikan geleneksel tıbbının bir parçası haline geldi. Sarımsağın tıbbi özellikleri 20. yüzyılda bile öylesine saygındı ki antibiyotiklerin henüz var olmadığı 1. Dünya Savaşı ve sonrasında askerlerin yaralarının enfeksiyon kapmaması ve kangreni önlemek için sarımsak kullanıldı.



Günümüzde kalp rahatsızlarının tedavisinde, kolesterol seviyesinin düzenlenmesinde, tansiyonu düşürmede ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde kullanılır. Soğuk algınlığının belirtileriyle mücadele ve solunum enfeksiyonlarında da önerilir. Bitkisel tıp uygulayıcıları ülsere ve mide kanserine neden olan gut bakterilerini, Helicobacter pylort da dahil olmak üzere, engellediğinden sindirim şikayetleri için sarımsağı önerirler.

Yetişme Alışkanlıkları

Sarımsak yabani olarak yetişmez. Binlerce yıldır insan hayatında yer alan bir kültür bitkisi olarak yetiştirilir. Sarımsağın en yakın yabani akrabaları Asya steplerinde bulunur ve yaklaşık 7000 yıldır yetiştirilmektedir. 2000 yıl önce Pilnius (M.S. 23-79) Roma’da yetişen 6 sarımsak çeşidinden söz etmiştir. Çin’de Tang hanedanı döneminde (618-907) geniş çapta sarımsağın ekimi de yapılmıştır.



 

Allium, sarımsağın Latince’deki eski adıdır, Keltçe’de ‘sıcak ya da yakıcı’ anlamına gelen all kelimesinden gelir. Tür adı olan savitum ‘yetiştirilen’ ya da ‘ekilen’ anlamlarına gelir. Sarımsak kelimesinin İngilizce karşılığı olan ‘garlic’ ise, Anglo Sakson dilinde ‘mızrak bitkisi’ anlamına gelen ‘gar-leac’tan gelir.

Ekim ve Hasat

Sarımsak iyi toprakta yetişir. Sıcak iklimleri ve nemli, kumlu ve bazik toprağı tercih eder. Sarımsak iyi güneş alan bir yerde yetiştirilmelidir. Tek tek sarımsak dişlerinin ekilmesiyle çoğalabilir. 2,5 cm derinliğe ekilir. Ekilen dişleri arasında 15-30 cm mesafe olmalıdır. Yer donu olmayan bölgelerde sonbaharın sonunda ekilen sarımsak sonraki yaz hasat edilir. Yerin donduğu bölgelerde ilkbaharda don çözülür çözülmez ekim yapılmalıdır.



Tedavi Amaçlı Kullanımı

  • İshal
  • Öksürük ve soğuk algınlığı
  • Kalp sağlığı

Sarımsak birçok yerel mutfağın en önemli parçasıdır ve bitkisel tıp tarihinde el üstünde tutulan bir yere sahiptir. Ayrıca enfeksiyonlara karşı mücadeledeki etkisiyle de bilinir, özellikle de bağırsak ve akciğer enfeksiyonları. Bakteri ve parazitlerin antibiyotik ilaçlara karşı dirençleri arttığından sarımsağın önemi daha da artmıştır.

Louis Pasteur sarımsağın antibakteriyel özelliğini 1858’de kanıtlamıştı. Albert Schweitzer, amipli dizanteri tedavisi için sarımsağa güvenmişti. Modern araştırmalar sarımsağın Salmonella, Escherichia coli, Entamobea histolytica ve Giardia lamblia da dahil olmak üzere ishale yol açan çok sayıda organizmayı yok ettiğini göstermiştir.

Taze sarımsak, soğuk algınlığı ve zatürreye yol açan organizmaları da zayıflatır. Aslında yapılan bir çalışma sarımsak takviyesinin yaygın soğuk algınlığına iyi geldiğini göstermiştir.

Sarımsak enfeksiyonla mücadelenin yanı sıra bazı kanser türlerine yakalanma riskini de azaltır. 2002’de Journal of the National Cancer Institute’ de yayınlanan bir rapora göre sarımsak ve yeşil soğan tüketen erkeklerin prostat kanserine yakalanma riskleri daha azdır. Ayrıca yemek borusunu da korur. Sarımsağın tüketimine yoğunlaşmış yedi ayrı çalışma çiğ ya da pişmiş halini yiyenlerin kolorektal kansere yakalanma risklerinin azaldığını göstermiştir. Farklı araştırmalar, yıllanmış sarımsak ekstresinin otoimmün sorunlarına karşı kullanılan bir ilaç olan metotreksattan kaynaklanan yemek borusu zehirlenmesine karşı koruma sağladığını göstermiştir.



Sarımsağın kalp dostu etkileri de vardır. Kolesterol seviyesini ve tansiyonu hafif de olsa düşürür. Ayrıca trombositleri daha az yapışkan yapar, bu da pıhtılaşma riskini azaltır.

Kullanım Şekli

Pişirme işlemi sarımsaktaki bazı olumlu özellikleri engeller, bu yüzden sarımsağı tüketmenin en faydalı yolu doğrudan yemektir. Çiğ hali belki de en doğru tüketme biçimidir. 2 diş sarımsağı ezin ve zeytinyağına koyun, limon sıkın ve salataya atın.

KAPSÜLLER: Eğer sarımsağı kapsül biçiminde alıyorsanız çok önemli bir bileşen olan alisin maddesini standardize eden ürünleri alın. Günde 4-8 mg alisin alacak kadar kapsül tüketilmelidir.



 

UYARILAR

Sarımsak düzenli diyetler için güvenlidir ve vücut tarafından iyi tolere edilir. Fazla miktarda çiğ sarımsak yemenin (günde 4 dişten fazla) trombositlerin pıhtılaşma özelliklerini olumsuz etkileme ihtimali çok az da olsa vardır. Bu yüzden ameliyattan 10 gün önce tüketimini azaltmakta ve kan sulandırıcı ilaçlar alınıyorsa bu miktarı aşmamakta fayda vardır. Sarımsağın HIV virüsü tedavisinde kullanılan ilaçları da etkilediği bilinmektedir.

Tezgah Üstü: BAL-SARIMSAK-LİMON KARIŞIMI

Sarımsağın dişlerini ıslatarak ya da kaynatarak yumuşatın. 2 küçük ya da orta boy dişi ezip çay bardağının içine atın. Kaynamak üzere olan sudan 1 bardak alıp sarımsağa dökün. 1 çay kaşığı bal ve 1 çay kaşığı limon suyunu ekleyin. Soğuk algınlığı belirtisini gördüğünüzde ılıklaştırıp için.

AFİYET OLSUN…



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir