Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
You are here: Anasayfa
Burjuvazinin Formatı PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 28 Şubat 2008
Image
 
Yoksulluğun istismarında sınır yok!
Artık AKP'li islamcıların elinde ve yönetiminde olan bir televizyon kanalında (Star'da) bir program: Adı " Hayalin için söyle"!
Programda, yoksullar yarıştırılıyor! Nasıl mı, görünürde söyledikleri türküler, şarkılarla yarışmaktadırlar; ama hayır, yoksulu bu kadar örselemek yetmiyor program yapımcılarına, sunucularına ve de ünlü jürilerine.
Çünkü bu yarışmada yoksulların söyleyeceği şarkı ve türkülerin yeterince "reyting" getirmeyeceğini düşünen program yapımcıları, onların şarkılarını türkülerini değil, yoksulluklarını, çaresizliklerini, çektikleri acıları yarıştırıyorlar. İnsanların acıları, yarışma malzemesi, insanların acıları, seyirlik bir oyun olarak sunuluyor bu ekranda.

 

Yarışmacıların bazıları ne kadar yoksul olduklarını, ne acılar yaşadıklarını anlatmak istemiyorlar; zorlanıyor kimisi. Programda kendini "yoksulların bacısı" diye pazarlayan bir ortalık malı şarkıcısı ile kendini "bahtsızların dert babası" olarak pazarlayan İbrahim Tatlıses bu yarışmacılara şöyle diyorlar:
"
Sana yapılan tecavüzün, yaşadığın yoksulluğunun bütün ayrıntılarını anlatacaksın. Format böyle"...

Yoksulluğun istismarında sınır yok!

Artık AKP'li islamcıların elinde ve yönetiminde olan bir televizyon kanalında (Star'da) bir program: Adı "Hayalin için söyle"!

Programda, yoksullar yarıştırılıyor! Nasıl mı, görünürde söyledikleri türküler, şarkılarla yarışmaktadırlar; ama hayır, yoksulu bu kadar örselemek yetmiyor program yapımcılarına, sunucularına ve de ünlü jürilerine.

Çünkü bu yarışmada yoksulların söyleyeceği şarkı ve türkülerin yeterince "reyting" getirmeyeceğini düşünen program yapımcıları, onların şarkılarını türkülerini değil, yoksulluklarını, çaresizliklerini, çektikleri acıları yarıştırıyorlar. İnsanların acıları, yarışma malzemesi, insanların acıları, seyirlik bir oyun olarak sunuluyor bu ekranda.

Yarışmacıların bazıları ne kadar yoksul olduklarını, ne acılar yaşadıklarını anlatmak istemiyorlar; zorlanıyor kimisi. Programda kendini "yoksulların bacısı" diye pazarlayan bir ortalık malı şarkıcısı ile kendini "bahtsızların dert babası" olarak pazarlayan İbrahim Tatlıses bu yarışmacılara şöyle diyorlar:

"Sana yapılan tecavüzün, yaşadığın yoksulluğunun bütün ayrıntılarını anlatacaksın. Format böyle"...

Format böyle!

İşte bu söz anlatıyor her şeyi.

Sunucular, jüri üyeleri, yoksul ve çaresiz ve düşürülmüş yarışmacılara, yüreklerinin en derinlerindeki acıları, yaşadıkları rezilliklerin en mahrem bölümlerini anlattırmak için alenen baskı yapıyorlar. Biliyorlar ki, mahrem olan ne kadar ortaya serilirse, o kadar çok reyting alırlar ve o kadar çok kazanırlar, "piyasa değerleri" o kadar çok yükselir.

Ve bunun da bir açıklaması var elbet: Piyasanın koşulları böyle!

Bir de bu pespaye programın, bu rezaletin "bir sosyal sorumluluk projesi" olduğunu söylemeleri öğretilmiş onlara ki, böyle bir rezalete böyle bir ad vermek, tam burjuva ahlaksızlığına yakışıyor. Yoksulluğun istismarına "tüy dikmiş" oluyorlar bu tanımla.
*
Evet, artık diyebiliriz ki, yoksulluk bu ülkede bir meta, bir malzeme... Düzen partileri onu oya çevirmeye çalışırken, burjuva medya da yoksulluğu reytinge dönüştürmeye çalışıyor.

Kullanan kullanana. İstismar eden edene.

Ve hiç kuşkusuz en vahimi, ülkemizde yoksulluğun istismarının birçok kesimde artık bir "ayıp" olarak görülmemeye başlanmasıdır. Yozlaşma, ne yazık ki bu alanda da gösteriyor kendini. Zengin, şov eşliğinde yardım dağıtıyor, televizyonlar, yoksulluğu doğrudan şov malzemesi yapıyor, belediyeler, iktidarlar, düzen partileri yoksulluğu alenen kullanıyorlar. Ve yoksulların en azından önemli bir bölümü, bütün bunları sineye çekiyor..

Onur mu şeref mi, o da ne?..

Burjuvazinin empoze ettiği kültür bu. Televizyon ekranlarında yoksulları yalvartmak, "başarılı televizyonculuk" olarak alkışlanabiliyor.

Ve bu konuda kendini islamcı olarak adlandıran kanallarla öteki kanallar arasında hiçbir fark yok. Yoksulluğu istismar etmekte, yoksulları aşağılamakta, onursuzluğu yüceltmekte, ve bütün bunları ekranlardan reyting malzemesi olarak sergilemekte, YOK BİRBİRLERİNDEN FARKLARI!

İslamcıların yardım şovları, televizyon ekranlarına da sığmıyor artık. Propaganda için her şey mübah! İslamcılığın kültüründe de bu yazıyor.

İslamcı televizyon ekranlarına bir göz atın, yoksulların nasıl kullanıldığına ve nasıl aşağılandığına tanık olursunuz ve zor dayanırsınız istismarcılığın bu kadarına... Bunun adı da hayırseverlik, müslümanlıkmış! Soytarılığın adı ne zamandan beri müslümanlık oldu? Siz müslüman değil, kapitalizmin soytarılarısınız. Seda Sayanlar'la, onların dini bütün sunucuları arasında, Aydın Doğanlar'la, onların dini bütün patronları arasında hiç mi hiç fark yoktur. Mesele şudur; yoksulluğu kullanan ve aşağılayan, gerçekte aşağılık bir kültürün ve politikanın sahibidir.

Yoksullar,
kaldırın başınızı
alet olmayın bu soytarılıklara
aşağılanmaya boyun eğmeyin
Sizin dertlerinize "çare" olmayı vaad eden bu ahlaksızlar, sizin sırtınızdan milyarlar kazanıyorlar
sizin yoksulluğunuzu da kullanıyorlar
Bunlar bir tuzak, bunlar bir batak!
Düşmeyin bu batağa!

 20 ocak 2008 Tarihli Yürüyüş dergisinden alınmıştır...

 

 

 


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 69

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement

Giriş Formu

Hoşgeldiniz Ziyaretçi.






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Eğer aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayınız!!

Siteden Haberler

f
Burjuvazinin Formatı (28-02-2008 12:07:00)

Şarkılarla Geçtim Aranızdan (28-02-2008 12:10:35)

NÜKLEER SANTRAL İS-TE-Mİ-YO-RUZ!!! (28-02-2008 12:25:58)

Barışa İzin Verin!! (03-03-2008 01:45:29)

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü (06-03-2008 00:15:08)

Akp Kapatılıyor mu? (16-03-2008 00:25:49)

Halk SSGSS ye dur dedi! (06-04-2008 22:28:32)

Vurulmadılar bari tutuklayalım!!! (15-04-2008 21:21:06)

İşte FAŞİZM!! (03-05-2008 15:25:27)

Sıra Kimde!!! (14-05-2008 22:22:32)

Tuzla'daki Ölümlere Son (12-06-2008 21:39:20)

Sivas Katliamını Unutmadık (28-06-2008 15:22:11)

Devletin Ergenekonu!Ergenekonun Devleti (16-07-2008 21:48:16)

DHKP: Önderimizi Yitirdik (11-08-2008 21:59:57)

Burjuvazi İstiyor....Ormanlarımız Yanıyor!!! (26-08-2008 22:44:13)


Baska Bir Dünya Mümkün AlternatifDunyam.com, © 2007

Son yorumlar

Yorum yok..

Yaklaşan Etkinlikler

Bilgi Köşesi

Kayra: Tanrının insana iyilik getirici, kurtarıcı ilişkisi için kullanılan, özellikle dinsel bir kavram. Tanrının insanı koruyuculuğu ve esirgeyiciliği. Hıristiyanlığın temel kavramı: Tanrının insanı sevgi dolu düşünüşü için kullanılan kavram. // Felsefe tarihinde Augustinus'tan beri kayra ve özgürlük arasındaki ilişki sorusu önem kazanmıştır. Skolastikte bu soru doğanın kayral yoluyla yetkinleşmesi öğretisiyle yanıtlandırılıyordu. Luther'de ise "Herşeye gücü yeten Tanrı" düşüncesiyle bu sorun sonuna değin götürüldü. Çağımızda, N. Hartmann'da ise bu soru tam ters doğrultuda yanıtlanıyor: "Bir sorumluluğun, bir özgürlüğün olabilmesi için Tanrı var olmamalıdır."