ŞAHMERAN – Yılanların Şahı Nedir? Efsanesi Nedir ?

Şahmeran akıllı ve iyicil belinden aşağısı yılan, üstü ise insan şeklinde olan doğaüstü yaratıkların başında bulunan ve hiçbir zaman yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına aktarıldığına inanılan mitolojik bir varlıktır. Adı, Farsça yılanların şahı anlamına gelen “şah-ı merhan” dan gelmektedir. Akdeniz bölgesinin Tarsus ilçesinde yaşadığına inanılır. Efsaneye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yönettiği yılanları ile birlikte yaşamaktadır. Aynı isimle bir efsane Mardin yöresinde de bulunmaktadır. Şahmeran’la tanışan ilk insanın ismi kimi kaynaklarda Belkıya kimi kaynaklarda ise Camşab olarak geçer. Bazı kaynaklarda ise Şahmeran ile ilk buluşan kişinin Lokman olduğundan söz edilir.



Şahmeran’ın Ölümü

Şahmeran’ın öldürülmesi hikayelerde değişik işlense de sonu her zaman ortaktır. Şahmeran’ın öldürülüşünün tek amacı insanın sağlık ve şifaya kavuşmasıdır. Hatta bazı anlatımlarda Lokman Hekim’e şifa veren otların neler olduğunu anlatan Şahmeran’dır. Hititler zamanında anlatılmış olan İlluyanka Efsanesi’nde yılana benzeyen bir yaratık bulunmaktadır. Aynı zamanda Yunan mitolojisinde Perseus tarafından  başı kesilen Medusa yılanlar kraliçesi Şahmeran’a benzerlik göstermektedir.

Şahmeran Efsanesi Nedir

Binlerce yıl önce yerin yedi kat altında Tarsus’ta yaşayan yılanlar varmış. Bu yılanlara Meran denilirmiş. Bu yılanlar akıllı ve şefkatliymiş. Binlerce yıl boyunca burada barış içerisinde yaşamışlar. Meranların kraliçesi ve onların yöneticisine ise Şahmeran denilirmiş. O genç ve güzel görünümlü bir kadınmış. Şahmeran’ı ilk gören fakir ve geçimini odun keserek sağlamaya çalışan bir ailenin oğlu olan genç Cemşab olmuş.  Bir gün Cemşab arkadaşları ile birlikte bir mağara keşfetmişler. Bal çıkarmak için Cemşab’ı mağaraya indirmişler. Ancak arkadaşları kendi paylarına daha çok bal düşmesi için onu orada bırakıp kaçmışlar. Cemşab ne yapacağını bilmez haldeyken mağarada bir delik ve buradan sızan ışığı fark etmiş. Cebinde bulunan bıçakla bu deliği biraz büyüttüğünde hayatında görmediği kadar güzel bahçeler görmüş.



Bu bahçelerde eşi benzeri olmayan çiçekler, ağaçlar ve bir havuz görmüş. Tüm bunların yanında da birçok yılan varmış. Havuzun başında bulunan tahtta bembeyaz tene sahip bir yılan oturmaktaymış. Cemşab zaman içerisinde Şahmeran’ın güvenini kazanmış. Şahmeran Cemşab’a tıp hakkında insanların bilmediklerini tüm incelikleriyle anlatmış. Aradan yıllar geçmiş ve Cemşab ailesini çok özlediğini söyleyip gitmek için yalvarmış. Bunun üzerine Şahmeran gitmesine izin vereceğini ancak onu bulduğu bu yerden kimseye söz etmeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Cemşab söz verip ve ailesinin yanına dönmüş. Uzun yıllar boyunca verdiği sözü tutmuş.

Günlerden bir gün ülkenin padişahı hastalanmış. Vezir, hastalığın tek çaresinin Şahmeran’ın etini yemek olduğunu söyelmiş ve bunu herkese yaymış.  Vezir herkesi teker teker hamama sokmuş. Sıra Cemşab’a gelmiş. Soyununca vezir derisindeki pulları görmüş ve Cemşab’ı konuşturmuş. Cemşab kuyunun yerini göstermek zorunda kalmış ve Şahmeran bulunmuş. O Cemşab’a “Benim başımı kaynatıp padişaha içir, padişah kurtulsun, gövdemi vezire içir, zehirlenip ölsün, kuyruğumu da kaynatıp sen iç, böylece Lokman Hekim ol” demiş. Cemşab dediklerini yapmış. Padişah iyileşmiş, vezir ölmüş. Rivayete göre ise Cemşab Lokman Hekim olmuş. O günden beri yılanlar Şahmeran’ın öldüğünü bilmemektedir. Eğer bir gün öğrenirlerse Tarsus’u istila edeceklerdir.



 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir