Doğaya dönmek için 6 sebep

Doğaya dönmek için 6 sebep

 

Doğaya dönmek aslında her zaman içimizde yer alıyor. Doğa her ne kadar ondan fazlası ile uzak kalmış olsak da her zaman içimizde bir yerlerde varlığını sürdürüyor. Doğa olmadan bir yaşam düşünülemez. Günümüzde kullandığımız her teknoloji aslında doğanın bir şekilde taklit edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Aslında sağlıklı bir yaşam için her zaman doğaya ihtiyacımız olmasına rağmen ondan giderek uzaklaşıyoruz. Ondan uzaklaştıkça hem doğa hemde biz kaybeden tarafta oluyoruz. Aslında bir parçası olduğumuz doğadan uzaklaştıkça körelmekteyiz. Her geçen gün biraz daha sahip olduklarımızın değerlerini anlamaz bir hale geliyoruz. Bunun yanında aslında yetenek ve becerilerimizi kaybettiğimizin farkına bile varmıyoruz.  Her şeyle olan ilişkimiz azalıyor ve daha içine kapalı ve karamsar hale geliyoruz. Unutmayın doğada yaşamak ilkel ve teknolojiden uzak yaşamak değildir. İşte sizlere hemen şu dakika doğaya dönmek için 6 sebep.




1) Sağlık

Her şeyin başı sağlıktır denilir işte içerisinde yaşadığımız şehirler her geçen gün daha sağlıksız bir hal almakta. Hareketsizlik, yanlış ve düzensiz beslenme, tükettiklerimizin içeriğini bilmeme sağlık sorunları yaşamamızın başlıca nedenleri. Tamamı ile doğada sürdürülen bir hayat düşünecek olursak temek ihtiyaçlarınızı gidermek için dahi sürekli hareket etmelisiniz. Yetiştirdiğiniz meyve ve sebzelerin hormonlu olup olmadıklarını düşünmenize gerek kalmayacak. Bunun yanı sıra hazırladığınız yemeklerin içerisinde ne olduğunu ve nasıl yetiştiğini tamamı ile biliyor olacaksınız. Doğada yaşamak şehirlere nazaran çok daha aktif sürdürülmekte. Sürekli hareket halinde oluşunuz, doğal ve sağlıklı besinler tüketmeniz insan sağlığını fazlası ile olumlu yönde etkiler. Doğa sadece beden olarak değil psikolojik olarak ta kendinizi çok daha zinde hissetmenizi sağlar.




2) Özgürlük

 

Şehirlerde her ne kadar özgür olduğumuzu düşünsek de her zaman belirli kısıtlamalar içerisinde yaşıyoruz. Bu da aslında hiç bir zaman yeterince özgür olmadığımız hissini uyandırıyor. Sürekli olarak görünmez ama belirli sınırlar içerisindeyiz. Oysa doğada yönetici ve kuralları belirleyen tamamen sizsiniz. Yaşamı sürdürmek ve güvenliğinizi sağlamak için uymanız gereken bir kaç kural dışında sizi kısıtlayan hiç bir şey yok. Doğaya olan saygınızı yitirmediğiniz sürece doğanın size sağladığı özgürlüğü hiç bir şehir sağlayamaz.




3) Aile – Dost İlişkileri

Şehirlerde bir aile gibi görünsek de içinde yaşadığımız evlerde dahi elimizdeki telefonlara, tabletlere yada bilgisayarlara kapılarak yan yana oturduğumuz insanlarla bile uzaklaşıyoruz. Her gün birbirimizin yüzüne daha az bakıyor ve daha az iletişim kuruyoruz. Doğa da sürdürülen bir hayatta ise kaynaklar biraz daha sınırlı olduğu için insanlar daha çok birbirlerine ihtiyaç duyuyor. Herhangi bir iş için bile birbirimize daha çok ihtiyaç duyuyoruz. İster büyük bir aile olun ister iki dost doğa aranızdaki bağı güçlendirir. Aslında doğada yaşamasanız bile doğada vakit geçirdiğinizde bunun kolayca farkına varabilirsiniz.




4) Öz güven

Doğada yaşarken her zaman her şeye anında ulaşma imkanınız olmayacaktır. Örneğin kırılan bir eşyayı kendiniz tamir etmeniz , bozulan aletleri kendiniz onarmanız , elinizden geldiğince ihtiyaçları kendiniz gidermeniz gerekecek. Bu şekilde düşününce size bir zorluk gibi gelebilir. Ancak bir şeyleri kendinizin başardığını görmek hem öz güveninizi hemde kendinize olan inancınızı fazlası ile arttıracaktır. Aslında her iş için bir tamirciye ihtiyacınız olmadığını göreceksiniz.




5) Değer bilmek

Aslında şehirlerde yaşarken kaybettiğimiz en büyük şey sahip olduklarımızın değerini bilmek. Her zaman sahip olduklarımızdan daha iyisini görerek onlara sahip olmayı istiyor ve elimizdekilerin değerlerini hiç bir zaman bilmiyoruz. Herhangi bir şeye daha sahip olmadan bir üst modelini hayal ediyoruz. Oysa doğaya yaşarken sahip olduğunuz bir çivinin dahi değerini fark ediyorsunuz. Az olanla yetinmeyi, israf etmemeyi öğreniyorsunuz. Birlikte yaşadığınız hayvanların önemini ve size sağladıklarını daha iyi anlıyorsunuz.  Tüm bunları gördükçe doğaya olan saygınız daha da artıyor. Çünkü bu muazzam döngü içerisinde yer almak onun değerini anlamanızı sağlıyor.




6) Farkına Varmak

Muhteşem şehirlerde yüksek apartmanlarda yaşasak da etrafımızın farkına varmıyoruz. Aslında her birimiz birer at gözlüğü takmış gibi yaşıyoruz. Değişen dünyayı, içerisinde yaşan insan dışındaki canlıları, kapımızın önünden geçen sokak hayvanlarını dahi fark etmeden sadece kendimiz için yaşıyoruz ve bir çok güzellikten mahrum kalıyoruz. Ancak doğada geçirdiğiniz her gün etrafınızın daha çok farkında oluyorsunuz. Mevsimleri tam anlamıyla yaşıyor ve hepsinin güzelliklerini yaşayarak deneyimliyorsunuz.  Camınızın önüne konan bir kuşun bile ne kadar muazzam yaratıldığını görüyorsunuz. Doğa size eşsiz güzelliklerini sundukça yaşamın daha da anlam kazandığını fark edeceksiniz.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir